Nevşehir’in hamam geleneğini bilen var mı?

Uzun süredir gurbette olan Yasemin Tutuş isimli hanım efendi Nevşehir’de yıllar öncesinde yaşatılan hamam ve sinema kültürünü ele alarak yazıya döktü.

Nevşehir’in doğal taşlarından yapılmış ve tarihi uzun yıllara dayanan Damat İbrahim Paşa Hamından görüntüler paylaşan Yasemin Tutuş, o eski günleri ve kültürü özlemle yâd etti. Şehir tarihine ışıkta tutan bu muhteşem paylaşım sosyal medyada kent belleği isimli hesapta büyük beğeni topluyor.

Nevşehir lehçelerini de yazıya olduğu gibi döken Yasemin Tutuş’un o çok konuşulacak yazısı şu şekilde;

HAMAM TASI GÜMÜŞ'TEN, SABAH GELDİM BEN İŞTEN

Selâm;Yazıma bir türkü sözüyle başladım. Yine bir anlatım,yine anılar,yine Nevşehir Hamam Kültürü. Bakalım gönülden ne gelecek, dil ne söyleyecek, kalem ne yazacak. Yazanın değil, yazdıranın (RABBİM) hikmetiyle.. Bismillah.

Çocukluğumda; Bir Hamam birde Sinema Kültürümüz vardı. Her hafta Sinema'ya, ayda birde muhakkak Hamam'a gidilirdi. Annelerimizin çok lüksü yoktu; şimdiki gibi Altın ayrı, Dolar ayrı, Euro ayrı günü nerdee. Gariplerin gün yapacak parası bile yoktu. Eşlere boyun bükülür, binbir cilve, naz ile haftada bir Sinema parası, ayda birde Hamam parası istenirdi.  Bazı beyler,çok masraflısın çok hatun der, hem parayı verir hem de sohranırlardı. Hatunlarımızda az değildi. Napaah adam, bi hamama da mı gitmiyeh,yunmayahmı,çoluk çocuk bitlenecekmi der,savunmaya geçerlerdi.Bazı beylerde hiç itiraz etmez,parayı kuzu kuzu verirlerdi.Annem bu yönde şanslıydı; babam genelde iş nedeniyle,istanbul'a gittiği için hem zaman,hemde para yönünde heççç sıkıntı çekmezdi...

Bizim evde Hamam'a ayda bir kez ama illaki sabah gidilirdi.Annem;önce temiz kıyafetlerimizi bohçalar,başka bir çantayada;Hamam havlusu,Baş havlusu,Peşkir,Kese,Lif,Tarak,Hacı Şakir sabunumuzu ve Hamam taslarimizi koyar.Taslarimizi dedim bah çünkü annemin böyük,benimde küccük hamam tasımız vardı.Hepsini hazır eder,bir çantaya da,zeytinyağli yaprak sarması,Elma,Portakal biraz da ekmek koyar,nevalemizi hazırlar,yola çıkardık...

Nereyemi tabiki Kurşunlu Camimizin ordaki tarihi,kubbeli bizim hamam'ımıza.Neredemi hemen tarif edeyim..Biz Karasoku mahallesinde otururduk;evimizden çıkınca dibimizdeki tol komşumuz;babamın emmioğlu sucu Aliağanın ve yanındaki amcayın Hüseyna'nın evide geçince,Tavukçu camimiz vardı,ordan yukarı doğru döner.Eminayın evinin önündeki soku taşının yanından,bakkal Esatağanın köşeye varınca sola döner,bayır aşağı vurur,kasaplar çarşısını boylar,orda biraz soluklanırdık.Kolaymı annemde iki yüklü çanta varat yokk,araba yokk,tabanvayla koştura koştura giderdik.Annem tekrar çantaları yüklenir,yola koyulurduk.Sağda taşbinalı karakolumuz vardı;gri üniformalı,yuvarlak şapkalı bir polis abi kapıda dururdu.Karşısında Palamutlarin evi vardı,orayı geçince Kurşunlu camimiz görünürdü.Kurşunlu camiye varmadan sola döner,bayıraşağı biraz inince hamama varırdık.Orasını Damat İbrahim Paşam yaptırmış,annem öyle dirdi.Biz kapıdan girerdik,kimsecikler olmazdı.Annemle "Karga kahvaltısını etmeden"yola çıktığımız için hamam tenhaca olurdu.Öğleye doğru kalabalıklaşırdı.Dış kapıdan girince,küçük bir avlu vardı,orayı geçince geniş bir salona girilirdi,tam ortada yuvarlak şimdilerde Şadırvan deniyor,üstünden su akan süs havuzu gibi birsey vardı.Sağda ve solda iki oda bulunurdu.Yüksekçe yerde bir teyze otururdu,annem ona parayı verir birde kese için;marka dediği bakır 10 krş büyüklüğünde plastik yuvarlak alırdı.Soldaki odayı hep biz alırdık,eşyalarımızı koyar,peştamallarımızı sarınır.Annem ayağına ordan tahta nalın giyerdi,diğer ismi"Takunya"idi.Parantez bacaklariyla tek tek yürümeye çalışırdıben gülerdim çünkü,çok komik olurdu...

Ortada siyah iç çamasirlariyla gezen iri yarı çalışan bayanlar vardı;Aklım çıkar,tırsardım.Bunlara "NATIR"denirmiş,Erkekler hamamında çalışanlara ise"TELLAK"denirmiş.Annemin hep kese yaptırdığı"Nazik" isminde Natır'ı vardı,hatunun maşallahı vardı.Yüzünde kocaman bir ben,Hem enine,hem boyuna babayiğit bir hatundu.İlk ondan duymuştumellerini beline koymuşHanım hanım babasınıda getirseydin bariii deyişini.Dönüp baktığımda kadının yanındaki ufak,tıfıl,tırsak erkek çocuğunaydı Garezi..Annesi zar zor izin alır,çocuğu içeri sokar,çocuk cıbıl hatunları görünce korkudan"Kirpi" gibi iyice büzülür, küçülür,anası apar topar,yur yıkar.Dışarı çıkarır,soyunma odasında giydirir,köşe minderi gibi oturtur,elinede bir dürüm tutuşturur,sakın kıprasma,epmeğini ye,sesini çıkarma diye de sıkılar,koşarak yunmaya giderdi...

Gelelim;bize hamamın iç kapısından soğukluk denen bölüme girerdik,ordanda ufak bir tahta kapıydı,hamama girerdik.Içerisi müthiş sıcak olurdu,dört köşede,dört bölme vardı,aralarda tam ortada kurna olan kısımlar vardı.Annem sağdaki ilk bölmenin demirine havlusunu asar,orayı behlerdi.Bölme oda gibiydi köşesinde tek kurna;biri sıcaksu,diğeri soğuksu iki çeşmesi vardı.Önce saçımı,başımı yıkardı,ben küçücük tasımla ıscak ıscak su dökünmeyi çok severdim.Annem soğukluğa geçer kese yaptırırken,ben de hem su dökünür hemde "Göbektaşı'ndaki hatunlara bakardım.Şen şakrak konuşmaları çok ilgimi çekerdi.."Hamam tası gümüşten,yaalellii,yaleeelli"türküsü taaa o zamandan aklımda kalmış.Ellerindeki tasla tempo tutarak hem söyler hem oynarlardı.Benimmi içim giderdi de"Fasulye gibi nimetten" sayilmadığım için,anca alık alık hayranlikla seyrederdim..

Annem keselenmesi bitince bi koşu odamıza gider;Elinde ekmek,bi tabak dolma ve elma,portakal ile gelir,benide soğukluğa çıkarır,bir köşede oturur,karnımızı doyururduk.Tekrar içeri girer,annem üçer kere lif atar,başımı da son birkez sabunlar,iyice durular,havluya sarar, bölmenin kenarında beni bekle der,oda liflenir,yunur yıkanır,dışarı çıkardık.Avluda oturma bankları vardı.Cimri annem ne hayırsa paraya kıyar;orda kendine madensuyu banada gazoz alırdı.Dolmalarin üstünede gazoz içince dünyalar benim olurdu.Hemen odamiza çıkar,önce beni giydirir,sonra kendi giyinir.Kirli çamaşırlarımızı,ıslak havlu,lif,kese,sabun hepsini yükleniriz."Sıhhatler olsun,güle güle kirlenin,yine bekleriz"uğurlamasiyle evin yolunu tutarız.Eve gelince "Anayla kız,Çuvaldız ile biz"yani ikimiz Öğlen uykusuna bi yatardık.Hamam Sefamızı,Uyku Sefasıyla tamamlar.Annem üstünede bir keyif çayı demler,çayımızıda içerdik..Sefamız olsun.Değmeyin keyfimize....

Bugünde satırlarımın sonuna geldim.Kırk,ellik yıllık bir hamam kültürünü anlatmaya,yazmaya çalıştım.Büyüklerimiz o yokluk günlerinde bile hem çalışmış,çabalamış,hemde Sinema ve Hamam Sefalarından vazgeçmemişler.Sağlıķlı Sıhhatli Günler Diliyorum.

20 Oca 2021 - 18:00 Nevşehir/ Nevşehir- Gündem

Son bir ayda nevsehirkenthaber.com sitesinde 947.119 gösterim gerçekleşti.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Nevşehir Kent Haber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Nevşehir Kent Haber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Nevşehir Kent Haber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Nevşehir Kent Haber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Nevşehir Markaları

Nevşehir Kent Haber Gazetesi, Nevşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (384) 212 43 10
Reklam bilgi


Anket YENİ BELEDİYE BAŞKANI KİM OLSUN?